Herhangi bir inancın değişim süreci ile sosyal medyaya inanma süreci birbirine çok benziyor. Yeni bir inanç veya düşünce tıpkı baharda tomurcuklaşan bir tohum gibi. Bu tohum yaz aylarında olgunlaşıp meyve veriyor. Bazen büyüdüğü yerde yabani otlarla mücadele etmek zorunda kalan tohum bir bahçıvanın yardımına ihtiyaç duyabiliyor. Ülkemizde kişilerin ve firmaların sosyal medyaya olan tutumunu buna benzetiyorum. Gücünü farkettikçe herkes sosyal medyada yer almaya çalışıyor ama krizler yaşayınca bir uzmandan yardım alması gerektiğini anlıyor. Aslında yalnızca şirketler değil hemen hemen hepimiz benzer bir inanç çemberinden geçiyoruz.

Sosyal medyaya inanırken hemen hepimiz şu aşamalardan geçiyoruz;

    1. En başta sosyal medyaya inanmayı istemek: Sosyal medyaya inanmak istememizin nedeni bizim için olumlu sonuçlar doğuracağını düşünmemiz. Sosyal medyaya inanmayı istemek aynı zamanda ona henüz inanmadığımızın kabulünü de içerir. Sosyal medyada başarılı olabileceğimize inandığımızda bu mecrada yerimizi almaya başlıyoruz. Sosyal medyaya inanmayı isteme aşamasını sosyal medyaya açık olmak adımı izliyor.

 

    1. Sosyal medyaya açık olmak: Sosyal medyaya açık olan kişiler veya firmalar, kendini geliştirme, daha büyük kitlelere kendini ifade etme ve keşfetme hissini beraberinde getiren heyecanlı ve yaratıcı bir deneyim yaşıyorlar. “Sosyal medyaya inanmaya açık olduğumuzda” gerçekten işe yaradığına henüz ikna olmamışızdır ve daha çok başarılı olmuş örnekleri bir araya getirip bunları ölçümlemeye çalışıyoruz. Yani bu aşamada “henüz inanmıyor” ve “belki mümkündür” diye düşünüyoruz. Benim en çok karşılaştığım soru: “Başarılı olup olmadığımızı nasıl ölçeceğiz?” sorusu oluyor.

 

    1. Sosyal medyaya inanıyor olmak: Sosyal medyaya inandığımızda olumlu yada olumsuz her türlü sonuçta tamamen teslim oluyoruz. Bu nokta tıpkı bir placebo etkisi yapıyor inandığımız şeyleri gerçekleştirdiğimizi sanıyoruz. Bu aşama eski alışkanlıklarla en çok çatışmaya başlanılan nokta (geleneksel medya ile sosyal medyayı kıyaslama aşaması).
      Her zaman olduğu gibi yeni veya farklı olan şeye inanma konusu gündeme geldiğinde bu tür çatışmaların yaşanması gayet doğal bir süreç. Bu nedenle eski alışkanlıklar veya inancın, yeni medyaya olan inanca bir direnç göstermesi kaçınılmaz.

 

    1. Sosyal medyaya şüphe ile yaklaşmak:   Gerçekten inanmak ve eski inançlardan kurtulmak için sosyal medyaya şüpheyle yaklaşmamız gerekmektedir. Bu aşama; sosyal medyanın doğruluğunu sorgulamaktan çok, uzun zamandır alıştığımız geleneksel medyaya olan inancın geçerli olup olmayacağını düşünme sürecidir aslında. “Belki de artık geleneksel medya geçerli değildir”, “Belki de buna inanmak bu kadar gerekli ve önemli değil”, “Daha önce de işe yarayan başka mecralar olmuştu”, “Yeni medyayı daha iyi anlayabileceğim örnekler neler?”, “Daha geniş perspektifden bakarsam nelerin farkına varabilirim?”, “Yeni medyada markama hizmet eden fikir nedir?” gibi düşünceler en sık karşılaştığımız sorgulamalar.

 

    1. Eski inançları hatırlamak (Geleneksel Medya): Geleneksel medyanın artık eskisi gibi etkili olacağına inanmadığımızda pazarlamaya dair bir hafıza kaybı yaşıyoruz. Bu aşamada artık bir çok şeyin değiştiğini algılıyoruz. Yani yeni medya ile kıyaslandığında geleneksel medyanın artık kaydadeğer bir etkisi olmadığını düşünmeye başlıyoruz. Artık sadece eski yöntemlere inanan insanlara göre onların çok ilerisinde bir yerlerde olduğumuzu bildiğimizden aynı hatalara tekrar düşmeyiz. Artık inanmadığımız bazı şeyleri hatırlamamız bu şekilde gerçekleşir. Özellikle de son dönemde yaşadığımız olaylarla artık geleneksel medyaya inanmadığımızı ve bunun yerine daha tatmin edici başka araç ve yöntemlere sahip olduğumuzu biliriz.

 

  1.  Güven: Güven, TDK sözlük anlamıyla herhangi bir karakter, yetenek, veya güce karşı duyulan itimat ya da herhangi bir şeyin gerçek ve doğru olduğuna dair duyulan bir his şeklinde tanımlanıyor. Duygusal anlamda güven ise, ümit etme ile ilgilidir. Yani sosyal medyaya inanmamızın altında yatan his ümit. Sosyal medyada başarılı olduğunu düşündüğümüz pek çok kişi/kurum/marka aslında güven aşamasında yer aldığı için, sosyal medya araçları başarı sürecini oldukça kolaylaştıran araçlar olarak hayatımızdaki yerini alıyor ve bizi geleceğe taşıyor.

Yorumunuzu İletin